Bölüm...
Action,Demons,Fantasy,Magic,Martial,Monster,Novel,Space,Vampires,War

Bölüm 190

Nehrin Ötesindekiler!
Yazar: Kozmik_00 Grup: : Bağımsız Scanlation Okuma süresi: 5 dk Kelime: 1.187

>>Nehir Ötesinde’ki 72 Taht: Üç İmparatorluk Tarafından Yasaklanmış Bir İnceleme, Devam’ı.>>


Her ne kadar çoğu Varoluş 72’sinin tamamını Dük olarak adlandırsa da, aralarındaki en alt rütbeli olanlar Kontlar ve Şövalyeler’dir; Ve bunlar bile, Taş Toprakları’nın çoğu Savaşçısı’nın karşılaşabileceğinden çok daha korkunç Yaratıklar’dır. Bir Kont, bir Şef’in bir Kabile’ye komuta ettiği gibi alt düzey İblis Ordular’ına Komuta eder ve bir Şövalye, hiç yavaşlamadan herhangi bir Yemin’li yerleşim yerinin Surlar’ını yerle bir edecek kadar güce sahiptir. Onlar 72’nin Piyadeler’idir, Sınırlar’ı test etmek ve zayıf noktaları araştırmak için gönderilenlerdir ve kimse hayatta kalıp, bunları yazamadığı için isimleri hiçbir zaman kaydedilmemiş Şövalyeler tarafından Taş Topraklar’dan bütün Kabileler silinmiştir.


Onların üstünde Markiler bulunur ve Markiler, eski kayıtların yetersiz kalmaya başladığı noktadır. Bunları belgeleyen Şamanlar, bunu hayatta kalanların anlattıklarına dayanarak yaptılar ve Markiler’le karşılaşan hayatta kalanlar o kadar Nâdirdir ki, Anlatımlar birbiriyle Çelişir ve bu da Markiler’in kendilerinin hayatta kalanların hatırladıklarını değiştirmiş olabileceğini düşündürür.


7. Marki Aamon’un, üç çökmüş İmparatorluğ’un savaş alanlarında yürüdüğü ve orduları izlerken, müdahale edemeyen Hükümdarlar’ının Ruhlar’ını tükettiği kaydedilmiştir. Anlatılar’a göre, sadece onun Varoluş’u bile Sekizinci Çember’in altındaki Savaşçılar’ın kendi isimlerini unutmasına neden olmuştur.


Dükler ise bunların bile Üstünde’dir. 72’nin arasında bu Rütbe’ye sahip olanlar vardır ve Güçler’i o kadar büyüktür ki, eski Şamanlar onu Ölçme’ye çalışmayı bırakıp, sadece etkilerini kaydetmişlerdir. Bir Dük’ün yürüdüğü yerde, Topraklar nesiller boyu korkuyu hatırlar. Bir Dük’ün beslendiği yerde, bölgenin Ruhani Doku’su o kadar ciddi şekilde incelir ki, Atalar’la iletişim kurmak onlarca yıl boyunca imkansız hâle gelir. 8. Dük Barbatos, günümüze ulaşan en eski Metinler’de, Zaman ve Mesafe’yi aynı Ân’da görebilen, bir bölgedeki her kuş ve hayvanla konuşup, onları aralarında yaşayan İnsanlar’a karşı kışkırtabilen ve genç ruhlara olan iştahı o kadar Râfine ki, sevgiyle yetiştirilmiş bir Çocuk ile ihmal edilerek yetiştirilmiş bir çocuk arasındaki farkı tadabilen bir Varoluş olarak kaydedilmiştir.


Prensler, Dükler’in üstündedir ve Prensler, sağlam kalmış hiçbir Metin’de kayıtlı değildir. Geriye kalanlar, içlerinde barındırdıkları bilginin korunması için çok tehlikeli olduğu düşünülerek, yazılmalarını emreden İmparatorluklar tarafından yakılan parşömenlerden koparılmış cümlelerden oluşan parçalardır. Bu tür bir parçada 3. Prens Vassago, neyin ne olduğunu görebilen ve bu görüşünü Bilgelik için değil, hangi Ruhlar’ın hayatlarının hangi Ân’ında en lezzetli olacağını kesin olarak belirlemek için kullanan bir Varoluş olarak bahsedilir.


Tüm kayıtlardan adı silinmiş bir Sangoma’ya atfedilen başka bir parça ise, Prensler’in müzakere etmediklerini, çünkü Müzakere’nin henüz seçmedikleri bir sonucun Olasılığ’ını ima ettiğini basitçe belirtir.


Prenslerin üstünde, Eski Metinler sessizliğe bürünür.


Bunun nedeni, onların Üstünde hiçbir şeyin olmaması değil, üstlerinde bulunan şeyin İnsan elinin tutabileceği herhangi bir ortama aktarılmayacak kadar korkunç kabul edilmesidir. Şamanlar ona İlk Taht derdi. Sangomalar ise Kapanmayan Ağız. Üç Sütun’un var olmadığı, Antlaşma’nın kurulmadığı, Hakimiyet’in kendi adını Heceleme’yi öğrenmediği en eski Çağ’dan günümüze ulaşan parçalar, ona sadece İblis İmparator’u olarak atıfta bulunur!


İmparator’un Işığ’ı.


Günümüze ulaşan Kayıtlar’dan bir araya getirilebilen az miktardaki Bilgi, Zihni’n kabullenmekte zorlandığı bir tablo çizer. Şeytan İmparator’u, 72’yi Fethettiğ’i için yönetmiyor. Onları yönetiyor çünkü 72, O’ndan Doğdu. Her Dük, her Prens, her Marki, Kont ve Şövalye, parmakların elden çıktığı gibi onun Varoluş’unun Öz’ünden ortaya çıktı ve parmakların avuç içine bağlı kaldığı gibi ona bağlı kalıyorlar. Şeytan İmparator’u, Nehri kendisi geçmeden Taş Topraklar’ında harekete geçmek istediğinde, elini uzatır. Kelimenin tam anlamıyla.


Eski metinler, Dükler’in ve Prensler’in onun gücünün bir kısmını Ölüm’lü dünyaya aktarabilecekleri bir Ritüel’i anlatır; Buna Şeytan İmparator’unun El’i adını verdikleri bir Tazahür’dür ve bu Tezahür tek başına dokunduğu her şeyin coğrafyasını Yeniden Şekillendirecek kadar güce sahiptir.


Bu Tezahür’ü ilk kez gören Şamanlar, bunu kendileri anlatacak kadar hayatta kalamadılar. Onların yerine, hayatlarını kurtaracak kadar uzak, ancak akıl sağlıklarını koruyacak kadar da uzak olmayan bir Mesafe’den izleyen çırakları bunu anlattılar. Bu Çıraklar’dan biri, adı sadece Amahle olarak kaydedilmiş bir Kadın, Sonsuz’a dek konuşmayı bırakmadan önce aşağıdakileri yazmıştı.


“Eski Kan rengine bürünmüş Gökyüzü’nden aşağı uzanmıştı ve Yeryüzüne değdiği yerde Toprak parçalanmadı. Ne parçalandı, ne çatladı, ne de ufalandı. Sadece Toprak olmaktan çıktı. Geriye kalan bir krater değildi. Bir Yokluk’tu. Toprak, kendisi Tüketilmişti ve üzerinde yaşamış olan Her Şey’in Ruhlar’ı da onunla birlikte Tüketilmişti; Ardından gelen sessizlik, Ölüm’ün sessizliği değil, Ölmek için hiçbir şeyin var olmadığı bir yerin sessizliğiydi.“


Başka hiçbir şey yazmadı. Kırk Yıl daha yaşadı ve bir daha tek kelime bile etmedi.


72ler, mecbur oldukları için Taş Topraklar’ına saldırmazlar. Nehri’n karşısına geçmelerinin sebebi, Açlığ’ın onları sürüklemesi ya da Topraklar’ın onları zorlaması değildir. Geçerler çünkü Tüketmek onların Varoluş Neden’idir. Bu onların amacı değildir. Bu onların Doğas’ıdır, tıpkı Ateş’in yanmayı seçmemesi gibi.


Dünya Nehri onları Güç’le değil, İblis İmparator’u ile müzakere edecek kadar güçlü Varoluşlar’ın hâlâ Taş Toprakları’nda dolaştığı bir Çağ’da yapılan Kâdim Anlaşmalar’la durdurur.


O Varoluşlar artık yok.


Anlaşmalar hâlâ geçerli, ancak onları uygulayan Eller çoktan toza dönüştü. Nehri’n diğer tarafında ise, 72’li çok uzun zamandır sabırla bekliyor.


Ölmeyen Varoluşlar arasında Sabır, korkutucu bir stratejidir.


- Kutsal Ses, Obsidyen Taht ve İmparator Vakochev’in emriyle mühürlenmiş, üç bölgedeki yasak Arşivler’den derlenmiştir.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi