Bölüm...
Action,Crime,Dark Fantasy,Drama,Epic,Gore,Horror,Military,Monster,Novel,Post-Apocalyptic,Psychological,Seinen,Slice of life,Thriller,Tragedy,Violence

Bölüm 46

Genişleme (2)
Yazar: AnonWriter Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 3 dk Kelime: 777

Bölüm 46: Genişleme (2)

Lale bebeğin ölümünün üzerinden bir hafta geçmişti.

Sığınağın o ılık havasına rağmen, içerisi buz gibi bir sessizlikle kaplıydı.
Murat ve Elif... Aynı odada yaşayan iki yabancıya dönmüşlerdi. Murat gün boyu
teknik odada jeneratörün sesini dinliyor, Elif ise yatağından neredeyse hiç
çıkmıyordu. Birbirlerinin yüzüne bakamıyorlardı; çünkü baktıklarında Lale’nin o
cansız bedenini görüyorlardı. Acı onları birleştireceğine, aralarına aşılmaz
duvarlar örmüştü.

Yüzümdeki morluklar yavaş yavaş sararmaya başlamıştı ama içimdeki o vicdan azabı
milim eksilmemişti. Kendimi suçlamaktan vazgeçemiyordum. Ama sığınakta
doyurulması gereken dört yeni ağız vardı. O İTÜ’lü gençleri hayatta tutmak,
benim için bir zorunluluktan öte, ödediğim bir bedel, bir nevi kefaretti.
Lale’yi kurtaramamıştım ama bu çocukları yaşatacaktım.

Masaya sığınağın teknik şemasını yaydım. Karşımda Osman, Pelin ve bizim yeni
misafirler; Emre, Berk, Sinem ve Aslı oturuyordu.

“Evet gençler,“ dedim, elimdeki kalemi haritaya vurarak. “Burada güvendeyiz ama
sığınak şu anki haliyle en fazla 8 kişiye göre tasarlanmış. Biz on bir kişi
olduk. Alan daralıyor. İlk iş olarak sığınağı genişleteceğiz. İki yeni oda inşa
etmemiz lazım. Biri kızlar için, diğeri erkekler için. Ama önce sizi tanımam
lazım. İTÜ’de hangi bölümlerde okuyordunuz?“

Emre gözlüğünü düzeltti. “Ben İnşaat Mühendisliği üçüncü sınıftım abi,“ dedi.

“Mükemmel,“ dedim içimden bir “oh“ çekerek. “Bize tam da kaba inşaattan anlayan
adam lazımdı. Berk, sen?“

“Ben Makine Mühendisliği,“ dedi Berk. “Tesisat, havalandırma, motor işlerinden
anlarım az çok.“

“Harika. Sinem?“

“Moleküler Biyoloji ve Genetik,“ dedi Sinem sessizce.

Gözlerim parıldadı. “Hassiktir...“ diye mırıldandım. “Bu efsane oldu işte. Aslı,
ya sen?“

“Ben de Mimarlık,“ dedi Aslı, sargılı ayağını göstererek. “Yani senin
meslektaşınım Alphan Abi.“

“Süper,“ dedim, haritayı işaret ederek. “O zaman ekip hazır. Aslı ve Emre,
benimle birlikte yeni odaların planlamasını ve statik hesaplarını yapacaksınız.
Sığınağın yanındaki o yumuşak kayaçlı teknik boşluğu oyarak genişleteceğiz.
Berk, sen Murat’la birlikte çalışacaksın. Havalandırma kanallarını yeni odalara
uzatmanız gerekecek.“

“Peki ben ne yapacağım?“ diye sordu Sinem.

“Seninle işimiz daha büyük,“ dedim. “Bu sığınaktaki konserveler sonsuza kadar
yetmeyecek. Sığınak içinde meyve sebze üretimi yapmak için projelere başlamamız
lazım. Güneş görmeyen bir yerde, yer altında tarım nasıl yapılır? Bunu
çözmeliyiz.“

“UV led ışıklarıyla hidroponik, yani topraksız tarım yapabiliriz,“ dedi Sinem,
hemen analize başlayarak. “Elif Abla elektrik sistemini kurarsa, bitkilerin
fotosentez yapmasını sağlayacak dalga boyunda ışıklar üretebiliriz. Ama sadece
tarım yetmez Alphan Abi. Bitkisel protein bir noktaya kadar idare eder. Bize
hayvansal gıda da lazım.“

“O nasıl olacak?“ dedi Osman. “Dışarıda sadece mutant köpekler ve o ucube
zombiler var.“

“Aslında...“ dedi Sinem, gözlerini kısarak. “Fark ettiğim bir şey var. Bu virüs
her yerde. Kar sularında, havada, hayvanlarda, balıklarda... Çoğu canlı mutasyon
geçiriyor ya da ölüyor. Ama çok küçük bir kısım bağışıklık geliştiriyor. Yani şu
an hayatta kalan bizler, aslında virüse karşı doğal bağışıklığı olan insanlarız.
Yoksa çoktan Beyazlara ya da Kızıllara dönüşmüştük.“

“Yani?“ dedim.

“Yani, o mutant hayvanların etini tüketmek teorik olarak mümkün olabilir,“ dedi
Sinem. “Eğer eti doğru şekilde arıtabilirsek, patojenleri yüksek ısıyla yok
edebilirsek, açlık problemimizi tamamen çözebiliriz. Ama bu şimdilik uzak bir
gelecek. Önce sığınağı büyütmeli ve bitkisel tarıma odaklanmalıyız.“

“Harika,“ dedim, haritayı katlayarak. “Planımız net. Osman, sen de güvenlikten
sorumlusun. Kapıdaki tuzakları kontrol edeceksin.“

Ayağa kalktım. İçimdeki o ağır suçluluk duygusu yerini yavaş yavaş bir amaca
bırakıyordu. Lale bebeği kaybetmiştik ama onun anısına, bu sığınaktaki insanları
yaşatacak o yeni dünyayı kuracaktım. Genişleme projesi resmen başlamıştı. Ve
biz, o buzdan cehennemin ortasında, kendi kendimize yeten bir kolonileşme
sürecine giriyorduk.

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi