MANGA-TR
Bölüm 130
Bölüm...
Action,Adventure,Fantasy,Romance

Bölüm 130

On Adam Gücünde
Yazar: Raban Grup: : Bağımsız Okuma süresi: 5 dk Kelime: 1.179

Bölüm 130 – On Adam Gücünde
Çeviri: Raban
 
Sabah olunca şatoya doğru yola çıktılar.
 
Granit kuledeki sığınaklarından ayrılmadan önce Effie onlara bir dizi talimat verdi:
 
“Arkamdan gelin. Ne söylersem aynen yapın. Ses çıkarmayın. Yaralanmayın. Ve çok düşünmeyin. Dışarıdaki bazı yaratıklar yoğun düşünceleri bile duyabilir ve bazıları da güçlü duyguları hissedebilir. O yüzden korkmayın da.”
 
Sunny ona kasvetli bir ifadeyle baktı. İnsan hislerini nasıl kontrol edecekti ki?
 
Enerjik avcı sırıttı.
 
“Ne var? Güzel bir kadının yanındayken kendine hakim olmak için kafandan matematik problemleri falan çözmeyi denemedin mi hiç? Aynısını yap işte.”
 
Sunny’nin yanakları kıpkırmızı olmaya başlarken Effie kıkırdadı, sonra Cassie ile Neph’e döndü:
 
“Düzeltme. Siz kızlar korkmamaya çalışın ve sersem, sen de kendini fazla kaptırmamaya bak. Arkamdan gelirken heyecanlanırsan söyle, bir tokatla seni kendine getiririm, anlaştık mı?”
 
Sunny yüzünü buruşturdu ve dişlerinin arasından konuştu:
 
“Herhangi bir problem… olmayacak.”
 
Effie birkaç kez gözlerini kırpıştırdı ve sonra gülümsedi.
 
“Ah! Demek sen öbür takımdansın? Anladım, anladım...”
 
Bu da... ne demek şimdi?!
 
Duygularını kontrol altına almaya çalışan Sunny derin bir nefes aldı ve ona kadar saydı.
 
‘Matematikmiş, g*tüm... kendini ne sanıyorsun sen be?! Bir dakika ya... ben niye ona kadar sayıyorum?!’
 
Talimatlarını anladıklarından emin olan avcı kadın arkasını döndü ve kulenin çıkışını kapatan dev granit taş bloğunu yana yuvarladı. Zeytin rengi teninin altında ince kaslarının tel tel gerildiği belli oluyordu, ortaya da oldukça etkileyici bir görüntü çıkmıştı.
 
Sunny onun sırtına bakakaldı ve yutkundu. O granit blok en azından birkaç ton ağırlığında olmalıydı. Bu güzel dev kadın tam olarak ne kadar güçlüydü böyle?
 
Effie onun bakışını yakalayınca kaşlarını kaldırdı ve göz kırptı.
 
“Gördüklerin hoşuna gitti mi?”
 
Sunny otomatik olarak cevap verdi:
 
“Evet... yani, ne... bekle, hayır! Ben onun için bakmıyordum. Nasıl bu kadar güçlüsün?”
 
Effie önce granit bloğa, sonra ona baktı.
 
“Ha, o mu? Bu benim Yönelim Yeteneğim. Bedenimi her yönden ciddi şekilde güçlendiriyor.”
 
Bu... çok nadir ve çok güçlü bir Yetenekti. Birçok Yetenek kadar gösterişli olmasa da savaşçı biri için neredeyse en ideal güç sayılırdı. Sadece kuvveti değil, hızı, çevikliği, dayanıklılığı ve direnci de arttığı için Effie, Neph’in daha önce anlattığı eski kahramanlardan biri gibiydi. Üstelik bu güç artışı hiç de azımsanacak gibi görünmüyordu.
 
Ve muhtemelen Karanlık Şehir’de canavar avladığı yıllar boyunca büyük miktarda Ruh Özü biriktirmişti. Şatonun zalim efendisine haraç olarak vermeyi reddettiği bütün o Ruh Parçacıkları sonuçta bir yere gitmiş olmalıydı.
 
Ama Yeteneğinin ne olduğunu neden öylece söylemişti ki? Böyle sırları paylaşmak akıllıca değildi. Hele hele Unutulmuş Kıyı’nın acımasız gerçekliğinde hiç değildi.
 
Sunny’nin şaşkınlığını fark eden Effie sırıttı.
 
“Ne var? Bu büyük bir sır değil ki. Buralarda gözü olan herkes Yeteneğimin ne olduğunu çözebilir. İstersen Kusurumu da söyleyeyim?”
 
Gözlerinde munzur bir parıltı vardı.
 
‘Tabii canım söylersin. Sanki biri ku...’
 
“Çok basit! Yönelimim sadece fiziksel özelliklerimi güçlendirmiyor, bütün bedensel ihtiyaçlarımı da aynı ölçüde artırıyor. Sence sırf eğlencesine mi bir ton eti yiyip kemiklerden de koca bir yığın bıraktım?”
 
Güldü ve başını salladı.
 
“Gerçi yalan olmasın, eğlenceliydi...”
 
Demek on adam gücünde olacaksan, on adam kadar da yemen lazım. Yiyeceğin kıt ve zor bulunduğu Karanlık Şehir’de bu sorun olabilecek bir durumdu. Böyle bir Kusur insanı daha fazla avlanmaya mecbur bırakırdı ki bu da dolayısıyla başkalarından daha çok yaralanma ve ölme riskine girmesine sebep olacaktı. Bir nevi lanet sayılırdı.
 
Çoğu insan bunun ne kadar ciddi olduğunu küçümserdi, ama Sunny küçümsemedi. Açlığın, gerçek açlığın nasıl bir şey olduğunu biliyordu ve insana neler yaptırabileceğini de.
 
Belki de Effie’nin burada olmasının sebebi buydu. Belki de avcı olmak istediği için değil de başka seçeneği olmadığı için avcı olmuştu.
 
‘Hımmm, insanların başka ne tür bedensel ihtiyaçları var ki?’ diye düşündü Sunny, biraz da kafası karışarak. ‘Hava var, su var, sonra yemek, sonra... şey var... eh?’
 
“Hey! Heyecan yapma dedim!”
 
Sunny irkilip başını kaldırdı. Effie ona bakıyor, kahkahalarla gülüyordu. Utanan Sunny öfkeyle dişlerini sıktı.
 
‘Kendini beğenmiş, sırık!’
 
Ama Nephis ile Cassie’nin onları eğlenerek izlediğini fark edince öfkesi biraz yatıştı. Sunny biraz geç de olsa, deneyimli avcı kadının onunla sırf eğlenmek için uğraşmadığını anladı.
 
Belki de ortamı yumuşatmaya çalışıyordu. Onları doğru ruh hâline sokarsa, lanetli şehirden geçmek daha az tehlikeli olacaktı.
 
Bu arada Effie’de sırıtmaya devam ediyordu.
 
“Ne o? Cevap yok mu?”
 
Sunny ona ters ters baktı.
 
“Dikkatimi dağıtma.”
 
Sonra düşüncelerinin akışını zorla değiştirdi ve isteksizce ekledi:
 
“Matematik çözüyorum...”
 
 
***
 
 
Bir dakika sonra granit hisardan ayrılmış Karanlık Şehir’in sokaklarına adım atmışlardı.
 
Effie yola çıkmadan önce eski tarz zırhının miğferini çağırmıştı. Miğfer Korint tarzındaydı; tepesinde mavi at kılından yapılma uzun bir sorgucu vardı ve dar siperliğinden yalnızca gözleriyle dudakları görünüyordu.
 
Sırtında deri bir çantası vardı; av sırasında öldürdüğü canavarların etlerini, kemiklerini ve derilerini taşımak için kullanıyordu. Sunny bu çantanın içinin dışarıdan göründüğünden çok daha büyük olduğuna kesin olarak emindi. Yoksa Effie’nin bütün ganimetlerini taşıyabilmesi için acayip derecede büyük olması gerekirdi. Yine de sıradan bir insanın taşıyamayacağı kadar ağırdı.
 
Zırhı, uzun bıçağı ve siyah deri önlüğü de sayınca, bu çanta avcı kadının çağırdığı dördüncü Hatıraydı. Sunny, onun daha kaç Hatırası olduğunu merak etti.
 
Üstelik Effie’nin savaşırken hangi silahları kullandığını henüz görmemişti.
 
Şafağın solgun ışığında lanetli harabelere girdiler.
 

Bu bölümde emeği geçen; çevirmen ve düzenleyici arkadaşların
emeklerinin karşılığı olarak basit bir minnet ifadesi yani teşekkür etmeyi ihmal etmeyelim.


Ayar kaydedildi