- Webtoon
- 4 saat önce
Yanlışlıkla tanrının özünü özümseyen ana karakterimiz cehennem ile cennet arasında yaşadığı olaylar.
Yanlışlıkla tanrının özünü özümseyen ana karakterimiz cehennem ile cennet arasında yaşadığı olaylar.
Bir zamanlar dövüş sanatları dünyasına kanlı bir fırtına getiren efsanevi bir figür, Şeytani Tanrı Jeong Cheon. Sadece adı bile tüm alemlere korku salardı ve kılıcı gökleri bile ikiye bölebilirdi. Dokuz Büyük Mezhep’in seçkin savaşçıları bile ona karşı koyamıyordu. Eşsiz savaş yetenekleri dünyayı sarsmış ve efsane haline gelmişti, ancak sonunda herkesin beklentilerini boşa çıkararak ölümle karşılaştı. Kısa bir süre için savaş dünyası huzura kavuştu ve Şeytani Tanrı’nın hikayesi bir efsaneye dönüşecek gibi görünüyordu. Ancak kader onu bırakmadı. Şaşırtıcı bir şekilde, Şeytani Tanrı Jeong Cheon hayata döndü. Ama bu sefer, geçmişteki büyük savaşçı olarak değil, çökmüş bir klanın zayıf genç bir asilzadesinin bedeninde, delilikle işkence gören bir halde. Bir zamanlar dünyayı yöneten ruh, şimdi kendini zayıf bir bedenin ve sonsuz ıstırabın içinde hapsolmuş buldu. Klanın çöküşü, çevresindekilerin hor görmesi ve zihnini kemiren deliliğin gölgesi, hepsi yeni hayatına baskı yapıyor.
Wuxia türünün altıncı başyapıtı, tıpkı [Üçüncü Sınıfın Geri Dönüş Günlükleri], [Göksel Tarikatın Fatihi] ve [Yedi Ejderha ve Yedi İblisin Günlükleri] gibi beklentilerini fazlasıyla karşılayacak! [Savaş Tanrısının Geri Dönüş Günlükleri] Dünyanın kaldırabileceğinden çok daha güçlü olduğu için mühürlenmiş olan Yüce Savaş İlahi İblisi Dan Woohyun, bin yıl sonra mühürden kurtulur. Ancak özgürlüğüne kavuştuğunda, her şeyin anlamsızlaştığını hisseder ve sokak aralarında amaçsızca dolaşır… Dünyadan bıkıp yere yığıldığı bir anda, önünde küçük bir el belirir. “Bu da ne?” diye sorar Dan Woohyun. “Bir mantı!” diye cevap gelir. Hayatı boyunca ilk kez birisi ona art niyetsiz bir şekilde iyilik yapmıştır — ve bu küçük an, kaderini tamamen değiştirir. Bu, bin yılı aşan zaman ve mekân yolculuğu yapmış bir savaş tanrısının efsanevi hikayesidir!
Park Kang-tae boksörlük hayalinden vazgeçtikten sonra bir çeteye katıldı. Çete içinde iyi tanınıyordu ama sonunda öldürüldü. Öldüğünde tek bir pişmanlığı vardı: Boksörlük hayalinden vazgeçmek. Tanrı onun pişmanlığını biliyor muydu? Boksun bir spor haline geldiği bir dünyada, Park Kang-tae gerçekleşmemiş hayalinin peşinden gider.
Mu Soh Wol gözlerini 20 yıl sonraki dünyaya iç topraklarda hüküm sürmeye çalışan tarikatları yok etmek üzere açtı. Ona kim olduğunu soran düşmanlarının sorusuna verdiği cevapla hepsini umutsuzluğunun ve dehşetin karanlık kuyularına soktu. “Benim adım mı… Adım Mu Soh Wol!” Zamanın tozlu raflarına karışmış Savaş Tanrısı’nın efsanesi tekrar başlıyor.
Bilgin Woon Hyun, İmparatorluk Sınavını geçtikten sonra saraya girer. Çok geçmeden Veliaht Prens’in hobileriyle uğraşmak zorunda kaldığı zavallı ve sefil hayatından yakınmaya başlasa da, buna rağmen pes etmez ve dövüş sanatlarını öğrenmek için elinden geleni yapar. Ama Woon Hyun aniden Murim’i fethetmek için fırçasını mı alıyor?! Genç yaşta İmparatorluk Sınavını geçen âlimin gizli hikayesi başlıyor.
Deniz, insan yiyen deniz canavarları ve korsanlarla dolu kanunsuz bir bölgedir. Böyle bir denizde, herkesin korktuğu dünyanın en güçlü donanma amirali yaşar. Zenginlik, güç ve yakışıklılığa sahip olan bu adamın bir sırrı vardır: Gerçek kimliği bir sirendir!
Pişmanlıklarla dolu bir hayat... Hatalrını telafi etmek istediğinde her şey için çok geçti. Ailesini çoktan kaybetmişti. Öfke ve sefaletls geçen yılların sonunda dileği cennete ulaştı - affedilmemiş bir dilek. Kadere karşı gelerek kılıcını kaldırdı...
Woobin, yakışıklı görünümüyle zengin hanımları baştan çıkarmakta uzmandır ve onlardan aldığı hediyelerle geçimini sağlar. Onu avlamak için zengin, güzel Suji’ye yaklaşır ama sonunda aşık olur! Aşktan gözü kör olan Woobin, Suji’nin sandığı melek olmadığının farkında değildir, onun yerine onu yavaş yavaş içine çeken karanlık bir yanı vardır. Her biri açıkça farklı amaçlara sahip olan Woobin ve Suji, geri dönüşü olmayan bir aşka düşerler!
Yoichi Shindo, annesi bir yakuza çetesi tarafından acımasızca katledildiğinde öksüz kalır ve korkunç gerçeği öğrenir: Yabancılaştığı babası çetenin kurucusudur ve annesinin ölümü, teşkilatın (Isshinkai’nin) iki numarası Mikado’nun ihanetinin eseridir. İntikam yemini eden Yoichi, geleceğin yakuza liderlerinin eğitildiği gizli bir akademiye sızar. Düşmanlarla dolu bu dünyada, amansız güç savaşlarından sağ çıkmalı, gücünü keskinleştirmeli ve gerçek niyetini herkesten saklayarak yükselmelidir. İntikam arzusuyla körüklenen Yoichi’nin zirveye tırmanışı başlar. Yeraltı dünyasının mutlak hükümdarı mı olacak, yoksa yok etmeye çalıştığı karanlık tarafından mı yutulacak?
Ölümsüzlüğe giden yol gerçekten de zor! Hele ki veba salgınıyla tamamen değişmiş bir tarım dünyasında bu durum daha da geçerli! Ölümlüler bu hastalığı taşır ve bir ölümsüz onunla temas ederse, en iyi ihtimalle gelişimi zayıflar, en kötü ihtimalle ise Dao’sunu göklere geri gönderir. Böylece ölümlüler ve ölümsüzler sonsuza dek ayrı kalırlar. Büyük hırslarla dolu olarak buraya reenkarnasyon yoluyla geldim, ancak ölümlü alemde sadece mücadele edebildim ve hayatımı boşa harcadım. Neyse ki, ölüm anımda gizemli bir hazineyi uyandırdım; bu hazine gerçeği yanılsamaya dönüştürebiliyor, gerçek hayatımı geçici bir rüyaya çevirerek ilk geldiğim ana geri dönmemi sağlıyordu
İmparatorluğun en iyi akademisinde profesör oldum çünkü… biriyle karıştırıldım. Şu anda hem bu taraf hem de öteki taraf tarafından yakalanamayacağım bir durumdayım. Bu tehlikeli ip cambazlığı beni nereye götürecek merak ediyorum.
Küçük yaşta annelerini hastalıktan kaybettikten sonra, yetenekli simyacı kardeşler Edward ve Alphonse, ölen annelerini geri getirmek için yasaklı kabul edilen “insan dönüşümü” adlı bir deney yaparlar. Fakat bu büyük tabuyu kırdıkları için kendilerini bekleyen ağır bedellerden habersizlerdir. Deneyin başarısız olması üzerine Edward’ın sol bacağı ve hayattaki tek varlığı olan kardeşi Alphonse elinden alınır. Biricik kardeşini geri getirmek uğruna Edward, sağ kolunu Alphonse’un ruhuyla takas eder ve kardeşinin ruhunu bir zırha bağlamayı başarır. Artık Elric Kardeşler’i kendilerinden çalınanları geri almak için büyük bir yolculuk beklemektedir.
Vlad, her zaman şövalyelere hayranlık duyan varoşların serseri bir çocuğuydu. Kara yıldırımın çarptığı bir olaydan sonra bir ses duymaya başladı. Bir gün mavi ay ışığından bir şövalye ortaya çıktı ve Vlad’ın arka sokaklardaki hayatı altüst oldu… Gece gökyüzünün en yüksek zirvelerinde parlamayan silik bir yıldız bile, eğer parlamak isterse yine de bir yıldızdır.
Issız bir adada yaşayan Hyeseong ve gizemli denizkızı Yunhae birbirlerinin tek dostu olurlar. Ancak tanışmalarından kısa bir süre sonra Hyeseong’un adadan taşınmasıyla birbirlerinden ayrılırlar. Altı yıl sonra Yunhae esrarengiz bir güç geliştirir ve Hyeseong’u yeniden bulur. Fakat çok şey değişmiştir. Hyeseong, çocukluklarında olduğu gibi bütün vaktini ona ayıramaz. Ona artık çok farklı olduklarını söyler ama Yunhae’nin Hyeseong’a olan ilgisi yavaş yavaş bir takıntıya dönüşmeye başlar…
Jang Young-guk’, yardımcı oyuncu olarak büyük başarılara imza attı. Oyunculuk Ödülleri’nde ilk ve onurlu “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü”nü aldı. Ancak o gün annesi vefat etti… Yıllarca ihmal ettiği annesinin ölümünden dolayı dehşete kapılan Young-guk, hayatına son vermeye karar verdi… Ölümünden önce, annesinin sıcaklığını ve geçmişin huzurlu anılarını özlemle hatırladı. O anılara sırtını döndüğüne pişman oldu… O anda aniden çocukluğuna reenkarne oldu… “Döndüm, özlediğim o geçmişe” “Kaçınılmaz bir gerçek olarak, bu hayat sadece…” Bir kez daha, oyuncu olarak yaşamak isteyen bir insanın hikayesi başlıyor. Önceki hayattan farklı olarak mutlu bir hayat yaşayabilecek mi?
“Arkadaşın olacağım.“ Ürkünç hayalet çocuk Haesu Lee, insanlarca dışlanmış olan Eunha Joo’nun karşısına çıkar. Haesu Lee’nin tehlikeli arkadaşlığını kabul etmesiyle birlikte etrafında beklenmedik olaylar yaşanmaya başlar. Gizemli arkadaşın uzattığı bu el kurtuluş mu yoksa lanet mi olacak?
Do Ha-neul, parlak ve kaygısız bir hayat yaşayan sıradan bir üniversite öğrencisidir. Tek kompleksi, ebeveynlerinin boşanmasının travması nedeniyle seçim yapmakta zorlanmasıdır. Sıkılmış ve sıradan bir gün, yakışıklılığıyla ünlü ünlü bir sanat öğrencisi olan Kang Seon-han ile tanışır... “Beni hatırlamıyor musun?“ Kang Seon-han, sanki birbirlerini tanıyorlarmış gibi şüpheyle yaklaşır ve onunla yakınlaşırken, ilk aşkı Seo Hae-yang onu ziyarete gelir ve bir şekilde ilk aşkıyla aynı evde yaşamaya başlar. Geleceği kesin olan Kang Seon-han ve kendi yolunu kararlılıkla izleyen Seo Hae-yang. Bu iki kişi garip bir şekilde birbirine benzer. “Senden hoşlanıyorum.“ Birbirine benzeyen iki kişiden aynı itiraf. “İyice düşün. Sen de benden hoşlanıyorsun, değil mi?“ İkisi de Ha-neul’un onlardan hoşlandığından emin. Kimden gerçekten hoşlanıyorum? İkisini de çok seviyorum. Ama tek bir seçenek var. Ya sen ya da sen. O seçim anında gerçek aşkı fark ediyorlar.
Beklenmedik bir kaza sonucu öldükten sonra, Kim Yohan, saygın Aitz Ailesi’nden Johann Aitz olarak reenkarnasyon oldu. Soylu olarak doğmuş olabilir, ancak Johann Aitz aile hiyerarşisinin en altında yer alıyor. Daha da kötüsü, bu dünya acımasız bir ortaçağ toplumunun etrafında dönüyor. “Güvenebileceğin tek kişi sensin.“ Güçlünün yasasıyla yönetilen bir dünyada, hayatta kalmak sadece iki şey gerektirir: para ve güç. Modern hayatında edindiği bilgileri kullanarak amansızca antrenman yaparken, Johann, İmparatorluğun en büyük suikast loncası olan Nesos Loncası’nın Zehir Ustası Kaegal ile karşılaşır. Bu, bu acımasız çağın sadece bir avı olmayı reddeden Johann’ın amansız mücadelesidir. Makine Çeviridir. Okurken buna dikkat ederek yorum yapınız.
Finansın merkezi Yeouido’da hisse senedi fiyatları sadece mantıkla değil, büyüyle de yükselip düşüyor. Fakir bir çocuk olan Cheon Ji-seung, piyasaları çökertmek için tutulan bir şaman olarak bu garip dünyaya girer. Basit bir iş olarak başlayan bu görev, kısa sürede güç, sırlar ve doğaüstü etkilerin çatışmasına dönüşür. Gölgelerden zirveye... Bu oyunda hayatta kalabilecek mi?
Eunseo Lee ve Sihwa Kang, neredeyse doğdukları günden beri arkadaşlardır. Bir gün, Eunseo kriz geçirir ve çıkma teklifi ederek aralarındaki ilişkiyi mahveder. Bunun üzerine Sihwa, hiç haber vermeden yurt dışına gider. Eunseo onu unutmaya çalışmanın daha iyi olacağını düşünerek hayatını devam ettirmeye karar verir. Ancak 6 yıl sonra üniversitede yolları tekrardan kesişir. Sihwa, Eunseo’nun ona karşı beslediği karşılıksız aşkı biliyor gibidir. İşleri asıl zorlaştıran şey, aile evindeki sorunlardan kaçmak için Eunseo’nun ailesinin yanına taşınmasıdır. Eunseo, Sihwa’nın hayatına tekrar hayatına girmesini nasıl karşılayacak? Daha da önemlisi... Sihwa da onu sevecek mi?
Ortodoks Murim’in Doğrucu Göksel İttifakı’nın en güçlü suikastçısı Chun Hajin. Özgürlüğünü bulmak için kaçmaya çalışırken hayatını kaybeder. Ve sonra… “İlahi Tarikat ölümsüzdür, tüm iblisler boyun eğsin. İyileşmenizi tebrik ederiz, üçüncü genç efendi!” Murim’in halk düşmanı olan Şeytani Tarikat’ın üçüncü genç efendisinin bedeninde yeniden doğmuştur?! Ortodoks Murim’in en güçlü gizli silahı Chun Hajin’in Şeytani Murim’i fethetme hikâyesi şimdi başlıyor.
Hikaye 1835’de Fransa’da geçmektedir. Güzel kız Rose Dupre zorbalığa uğradıktan sonra insanlar tarafından “Cadının Kızı“ olarak adlandırılmıştır. Çünkü insanlar onun annesinin insanları öldüren ve yiyen biri olduğunu söylüyorlardı. Nasıl olduysa Maria ve Pierre bu söylentilere hiç inanmadılar ve Rose’u korumaya karar verdiler... Ama ya bu söylentiler gerçekten doğruysa?
“Hey, sen.“ Kont Casarius, bir vebanın kurbanı oldu ve aniden öldü ve arkasında hizmetkar olarak kullanmaya çalıştığı güzel genç dul eşi Rietta’nın yanına diri diri gömüleceğini belirten bir vasiyet bıraktı. Rietta gömülmeden hemen önce, acımasız bir zorba olduğu söylenen Arşidük Axias, Kont Casarius’un hala kendisine borçlu olduğu için, muazzam borcu toplamak için cenazeye geldi. “Buradaki herkes onun için üzülüyormuş gibi görünüyor ve hala Casarius’tan tahsil etmem gereken bir borcum var ... Borç yerine onu alırsam, buradaki herkesin mutlu olacağını düşünüyorum“ diye gülümsedi. “Merhaba, ayartıcım.“
İnsanlığın yuvası artık Dünya değil. Yıldızlararası seyahatler artık sıradan bir olay ve teknoloji kan ve eti yerini aldı. Gecekondu mahallesinde büyüyen Luka, on beş yaşına geldi ve seçme sınavlarına girdi. Yetenekleri onu İmparatorluk Muhafızları’na uygun gösteriyor.
Nerd adında zeki bir çocuğun Jock adında sporcu bir çocukla geçen eğlenceli maceraları.
2050 yılında, 18 yaşında hafızasını kaybetmiş bir kadın, canavarların istila ettiği çaresiz bir dünyada uyanır. Yapay bir süper zekânın rehberliğinde, acımasız bir bilim insanı, insanlığın yalnızca küçük bir kısmını korumak için Dünya’ya cehennemi getirir. Bu yozlaşmış yeni dünyanın gizemleri çözülürken, aşk ve savaş onu beklemektedir!
The Delivery Man From Murim, aksiyon ve fantastik unsurları birleştiren heyecan verici bir manhwa serisidir. Murim dünyasında “Dövüş Tanrısı” olarak bilinen Kang So, eşsiz dövüş sanatlarıyla tanınır. Ancak bir gün beklenmedik bir boyut çatlağı açılır. Kang So kendini modern Kore’de bulur. Bu yeni dünyada geçitlerden çıkan canavarlar insanlığı tehdit etmektedir. Kang So ise yepyeni bir mücadelenin içine sürüklenir. Kang So’nun Modern Dünyadaki Hayatı Normal bir yaşam sürmek isteyen Kang So, bir kuryelik işi yapmaya başlar. Ancak Murim’dan getirdiği olağanüstü dövüş becerileri bu sıradan hayatı kısa sürede değiştirir. Artık yalnızca teslimat yapmaz. İnsanları canavarlardan koruyan bir kahramana dönüşür. Gücün Sorumluluğu ve İçsel Yolculuk Hikâye yalnızca aksiyon sunmaz. Aynı zamanda Kang So’nun içsel yolculuğunu da işler. Kahraman, “gücün sorumluluk mu yoksa hâkimiyet mi getirdiği” sorusuyla yüzleşir. Murim geçmişinden gelen yükler, verdiği sözler ve modern dünyadaki yeni tehditler onun karakter gelişimini şekillendirir. Bu nedenle hikâye hem fiziksel mücadeleleri hem de ruhsal sorgulamaları bir araya getirir. Kahraman Kral’ın Yükselişi Kang So zamanla geçitlerden çıkan yaratıkları alt eder. Böylece halkın güvenini kazanır. Modern dünyada sadece bir savaşçı değildir. Aynı zamanda umut sembolü hâline gelir. İnsanlar ona “Kahraman Kral” unvanını verir. Murim’den Gelen Kurye, aksiyon, dram, dostluk ve fantastik unsurları harmanlayarak okuyucuya sürükleyici bir deneyim sunar. Sonuç Eğer güçlü karakterler, epik savaşlar ve fantastik bir atmosfer arıyorsan, The Delivery Man From Murim oku tam sana göre. Kang So’nun hem insanlık hem de kendi içsel yolculuğu için verdiği mücadeleye sen de tanık ol.
Her zamanki gibi görünen sıradan bir günde, garip bir göktaşı bir okula düşer. Göktaşından yayılan parazitler öğrencileri enfekte etmeye başlar ve onları canavarlara dönüştürür. Bu dehşet verici dizide, öğrenciler hayatta kalabilmek için canavarlarla umutsuz bir savaşa girmek zorundadır.
Bir gün, dünyanın dört bir yanında gizemli siyah kuleler aniden yükseldi ve seçilmiş birkaç kişi uyanmaya başladı. Ama Bong Joohyuk için—ezik, şansı yaver gitmeyen bir hiç kimse—bu, onunla hiçbir ilgisi olmaması gereken bir şeydi. Yarı zamanlı işinde geçen bir başka yorucu günün ardından, rameninden bir ısırık almak üzereyken— [Bong Joohyuk, uyandınız.] “…Ha? Lan ne oluyor?!” Bu, sonunda hayatını tersine çevirme şansı mıydı?
Vampir ailesi Dragomirler, uzun yıllardır insanlardan uzak bir yaşam sürmektedir. Ancak ailenin ortanca çocuğu Natalia’nın tek bir isteği vardır: arkadaş edinmek. Bu yüzden okula gitmek için ailesini ikna eder ve ilk arkadaş olarak da sıra arkadaşı Evangelo’yu seçer. Fakat Evangelo da sıradan bir öğrenci değildir…
Yenildikten ve esir alındıktan sonra, ejderha avcısı Leon, Gümüş Ejderha Kraliçesi’nin esiri oldu. Ölümün farkındalığıyla, kraliçeyi lanetlemek için yasak büyü kullandı, ancak beklenmedik bir şekilde kraliçe kontrolünü kaybetti. Bunun kraliçenin hayatının geri kalanında utanç içinde yaşamasına neden olacağını ve ejderha avcısının görevine layık olacağını düşündü. Ancak iki yıl sonra, Leon gözlerini açtığında, yanında kuyruklu küçük bir ejderha kız vardı
Revenge of the Bloom Flower oku, ihanet ve intikamla yoğrulmuş dramatik bir hikâye sunuyor. Kahramanımız Woonseon, bir gecede tüm sevdiklerini kaybeder. Sıradan bir hayat süren genç, artık yalnızca acı ve öfke ile yaşar. Bu felaketin merkezinde ise efsanevi bir eser vardır: Wisdom of the Secret Master. Söylentilere göre kitap, sahibine sınırsız güç, zenginlik ve otorite verir. Fakat aynı zamanda kan ve gözyaşı getirir. Woonseon, kayıplarının ardından değişir. Masumiyeti geride bırakır ve intikam için yola çıkar. Artık onu durduracak hiçbir şey yoktur. Yol boyunca dostlarını sınar, düşmanlarını tanır ve kendi gücünü keşfeder. Karşısındaki kişiler yalnızca sıradan rakipler değildir. Gücü ele geçirmek için her şeyi feda etmeye hazır karanlık güçlerle savaşır. Bu seri, aynı zamanda derin bir dönüşüm hikâyesi anlatır. Woonseon, korkularıyla yüzleşir ve sevdiklerinin anısını kalbinde taşır. Onların hatırası, ona güç ve kararlılık verir. Her savaştan zaferle çıkar ama her adımda yeni bir bedel öder. Bu süreçte adaletin ne olduğunu sorgular. Güç kazanmak mı yoksa doğru olanı yapmak mı önemlidir? Manhwa, yalnızca aksiyonla değil, duygusal yoğunluğuyla da öne çıkar. Okur, hem sürükleyici dövüş sahneleri hem de içsel çatışmalarla dolu anlara tanıklık eder. Woonseon’un değişimi, intikamın ötesinde bir yolculuğa dönüşür. Çünkü her karar, onun kaderini şekillendirir ve geleceğini belirler. Sonuç olarak, Revenge of the Bloom Flower oku, hem fantastik öğeler hem de güçlü dramatik kurgusuyla unutulmaz bir deneyimdir. İntikam, güç ve adalet arayışının iç içe geçtiği bu manhwa, sürükleyici bir macera arayan herkes için benzersiz bir seçimdir.
Köle olarak doğanların, en sonunda kurban edilmekten başka şansı yoktur. 12 yaşında bir köle olan Solbon, kaderine boyun eğip hemen ölmek istiyordu. Kurban edileceği sırada bir büyücü tarafından kurtarıldı ve büyük hayali suya düştü. O anki bütün nefretini büyücüye kustu, ama onun bu hareketi kendisi için yeni bir dünyanın kapısını açacaktı.
“Altı ay boyunca kaçtıktan sonra, vampir Eugene sonunda öldürüldü; bir kutsal şövalyenin şöhretini artırmak için kurban edildi. Hayatı acı bir pişmanlıkla sona ererken, ona geri dönme fırsatı verildi. “Bir daha asla öyle ölmeyeceğim. Eğer gerçekten geçmişe döndüysem, bir daha asla pişman olmayacağım… ne pahasına olursa olsun.”