- One Shot
- Bekleniyor...
Kumarda yenilmeyen şirin bir kızın yenilmeme sebebi
Hep Mesafeli Olan Çocukluk Arkadaşları
Şantaj Yaptığın Düşünen Bir Kız Hakkında Hikaye
Sabah 6:58, Maihara’ya giden trenle okula gidiyorum. Adını bile bilmediğim o kız, ben... ve yolcular!? İki lise öğrencisinin yarattığı buruk atmosfer, yolcuları heyecanlandırıyor ve gerçek duygularını ortaya çıkarıyor!!
Çocuk parkındaki bir kızı korkutmaya çalışan bir hayaletin hikayesi.
Güneş Tanrıçası, bir zamanlar insanlara ateş aracılığıyla hayat vermek için göklerden yeryüzüne inmişti. Bugün ise şövalyelerin koruyucusu ve zaferin teminatı olarak kutsanır. Mormeratta Krallığı’nda, bu tanrıçanın güçleriyle kutsanmış gizemli bir kadın olan Hildegar Aelius, bir zamanlar Kuzey’i diz çöktüren bir savaşa önderlik etmişti. Ancak şimdilerde Hildegar zalim bir lanetin pençesinde: Gece çöktüğünde, vücudu dayanılmaz acılar içinde yanıyor. Bir çare arayan ve kimliğini gizli tutmak isteyen Hildegar’ın yakın yardımcıları, ona yüzünü görmeden müdahale edebilecek bir şifacı arayışına girer. Kader, onları ailesi savaşta Hildegar tarafından öldürülen, iyi kalpli Kuzeyli eczacı Erkin ile karşılaştırır. Erkin’in nadir bilgileri geçici bir rahatlama sağlayınca, Hildegar kesin bir çözüm bulması için onu kalesine çağırtır. Fakat Erkin, gizemli hastasının aslında ailesinin acımasız katili olduğundan henüz habersizdir. Kuzeylilerin kanını nehirler gibi akıtan Hildegar’ın hayatı, şimdi o kanını döktüğü insanlardan birinin ellerindedir. Erkin’in bakışlarında tanıdık bir şeyler hisseden Hildegar, ona “Kaya“ adında bir hizmetçi kılığında yaklaşır. Ancak bunu yaparak hem eylemlerinin gerçek bedeliyle yüzleşme hem de Erkin’in sönmek bilmeyen intikam ateşiyle karşılaşma riskini göze alır.
O bir aile babasıydı, öldüğünde ise olabilecek en korkunç sonuçla karşılaştı: ölmedi. Ölmedi, ve unutulmuş bir geçmişin hatırası ile lanetlendi. Vücudu her an daha da çürüyordu, çok vaktinin kalmadığının farkındaydı, ve çaresizce çabalamaktan başka elinden hiçbir şey gelmiyordu. Tek yapabileceği, yeniden ölmeden önce ailesini bulmaya çabalamaktı.
Matsura, hayatını hep bir maske takarak yaşamış, sakin ve soğukkanlı bir lise öğrencisidir. İnsanları iyi tanır ve gerçek yüzlerini kolayca anlayabilir, ancak bilinmeyen bir nedenle, popüler grubun üyesi olan, örgülü saçlı güzel bir kız olan Kyuuragi tarafından sürekli olarak rahatsız edilmektedir! İster kasıtlı olsun ister olmasın, kızın oyunbaz ve kurnaz hareketleri onu sürekli şaşırtmakta ve Matsura farkına varmadan “Dur! Sana aşık oluyorum!“ diye bağırmaktadır.
Bir gün, bir kız aniden bana aşkını itiraf etti. Onu reddetmek için sahte bir kız arkadaş bulmak zorunda kaldım. Sorunlardan kaçınma planımın bir savaş alanına dönüşeceğini hiç beklemiyordum! Okçuluk Kulübü’nden tsundere kız “Acımasız Prenses“. Cilveli Öğrenci Konseyi Başkanı “Beyaz Tilki“. Edebiyat Kulübü’nün siyah saçlı güzeli “Dağların Çiçeği“. Ve... yandere, abisine aşırı düşkün kız kardeş?! Gençlik aşk hikayem sorunlarla dolu mu acaba?!
Çok satılan Heisei klasiği “Town of Evening Calm, Country of Cherry Blossoms“un varisi Hiroshima’nın askeri şehiri Kure’de savaş sırasında geçen bir aile draması. Ana karakter Suzu evlenir ve Hiroshima şehrinden yeni ailesinde, yeni şehirinde, yeni dünyasında belirsizlikle karşılaştığı Kure’ye taşınır. Ancak o her günü sağlıklı ve mutlu yaşamayı başarır. Not: 2009’da mükemmellik ödülünü kazanmıştır.
Başarı, şans ve koşullara dayanan sığ bir temeldir. Başarısızlık ise, toplu mezarda sonsuz bedenler gibi birikip yığılan, sarsılmaz bir güce en derin kökleri kazır. Güç hakkında tüm bunları kesin olarak biliyorum, çünkü sahip olduğum tek şey sayısız başarısızlıklardı. Sonuçta ben Vakochev’im ve Varoluş Ölçeğ’ini ben kurdum. Bu... Benim hikayem. Varoluş, benim Hikayem.“ --- Dağların hareket ettiği ve canavarların medeniyetleri yiyip, bitirdiği acımasız Taş Diyarlarında, güç tek önemli para birimidir. Damian Vakochev bir zamanlar görkemli bir gücün prensiydi, ancak bu güçten, ailesinden ve değer verdiği her şeyden mahrum bırakıldı ve parçalanmış bir temelle baş başa kaldı. Kabilelerin artıkları için savaştığı, Neolitik İmparatorlukların kendilerine karşı çıkan herkesi ezdiği, kadim canavarların hafızadan daha eski topraklarda dolaştığı ve Mana’nın Damlalar Ülkesi’nde damarlardaki kan gibi aktığı, Mana ile güçlenen Savaşçıların bütün ordulara karşı koyabildiği ve İlkel Canavarların bütün dağları yiyip, bitirebildiği bir çağda, Damian tüm bunlara bakar ve sorar... neden? Kim demiş ki işler böyle olmak zorunda? Gücün ne olduğunu kim belirledi? Neden en yüksek dağın tepesine çıkıp, kendi uygun gördüğü şekilde gücün ne olduğunu ilan edemiyordu?
Dövüş Sanatları çağı gelişirken beklenmedik bir şey oldu, korkunç Uzaylı Canavarlar Dünyayı istila etti ve İnsan Savaşçıları geri çekilmeye zorladı. Ana Karakterimiz Lu Sheng rüyasında 10.000 yıl sonrasını görmeye başladı, bu dünyada artık İnsan ırkı kalmamıştı, her yer çorak araziydi. Gördüğü rüyada Temel Vücut Eğitimi tekniğini elde etti ve şimdi eskisinden binlerce kat daha güçlü! On bin yıl sonraki Nefes Alma Yöntemleri, Beden Eğitimi Egzersizleri, Dövüş Sanatları Yazıtları… artık hepsi Lu Sheng’e ait. Doruğa ulaşan dövüş sanatları uygarlığının öğretileri artık Lu Sheng hariç kimse tarafından miras alınamayacaktır!
Usta casus “Alacakaranlık“ , hayatının büyük bir kısmını daha iyi bir dünya hayaliyle gizli görevlerde geçirmiştir. Ancak bir gün, karargahtan özellikle zorlu bir emir alır. Görevi için geçici bir aile kurmalı ve yeni bir hayata başlamalıdır.
22 yaşındaki Eikichi Onizuka: sapık, eski çete üyesi ... ve öğretmen? Mükemmel Öğretmen Onizuka , kendisini okuldan attırmaya kararlı olan 3-4 Sınıfı ile olan maceralarını anlatır. Hikaye, Onizukanın inanılmaz ama çoğu zaman saçma olan tuhaflıklarını takip ediyor. Bununla birlikte, baştan sona başka engeller de ortaya çıkar. Motorcu günlerinden eski düşmanlar ve kendi aptalca öğretme yöntemleri. Ancak Eikichi, öğrencilerine yardım etmeye ve kendi ilan ettiği unvanını kazanmaya çalışırken hepsiyle mücadele eder
Çeşitli mangakalar tarafından hazırlanan Onii-chan Is Done For! antoloji çizgi romanı.
Türk Kurtuluş Savaşı, yalnızca bir askerî mücadele değil; bir milletin yok sayılmaya karşı verdiği var olma mücadelesidir. Bu savaş, çökmekte olan bir imparatorluğun küllerinden, modern ve bağımsız bir ulus-devletin doğuşunu anlatır. Süreç; diplomasi, halk direnişi, siyasi örgütlenme, ideolojik dönüşüm ve askerî dehanın birleşimiyle şekillenmiştir.
Üniversite ikinci sınıf öğrencisi Tozawa Kiyoka’nın yanına bir anda, kampüste sürekli “NTR“ (başkalarının sevgilisini çalma) dedikodularıyla anılan gösterişli tip Kumasaka Takeru gelir. “Sadece kızın vücudunun peşinde mi?“ Çevrelerindeki herkes Tozawa’ya acır, ancak... Kumasaka sadece bir arkadaş edinmek istiyordur!! Tam tersine, asıl “hanım hanımcık“ görünümlü Tozawa... onun vücudunun peşinde olabilir mi?! Sevgilinizi elinizden alacakmış gibi görünen ama aslında saf olan bir erkek ile, başkası tarafından kolayca kandırılabilirmiş gibi görünen ama aslında “aklı fikri orada“ olan bir kadın arasında geçen “NTR içermeyen“ bir romantik komedi; tamamen zıt kutupların hikayesi! Not: Bu sayfa, orijinal Twitter versiyonuna kıyasla tamamen farklı bölümler ve olay örgüleri içeren Kuma to Usagi wa Tomodachi de wa Irarenai serisinin tefrika edilmiş (seri) versiyonu içindir.
Şimşek tanrısı ile bir insan arasındaki romantik komedi.
Bir gün, sıradan (?) günlük hayatını sürdürürken her şey değişir. Kendisini koruyan çekingen, gizemli bir kızla ve onu almaya gelen Ölüm Meleği ile karşılaşır . O andan itibaren dünyası altüst olur.
Lady Edith’in hayatı adeta tozlu raflar ve antik kalıntılarla çevrilidir: Büyükbabası kendini mumyalara adamış bir koleksiyoner, erkek kardeşi ise üniversitede Antik Mısır üzerine çalışan bir akademisyendir. Ancak Edith, arkeolojiden nefret etmektedir; ona göre bu iş hem çağ dışı hem de saçmalıktan ibarettir. Ta ki o güne kadar... Ölmek üzere olan bir yavru kediyi sahiplenip onu ölümün kıyısından kurtarması, Edith’in hayatını geri dönülmez bir şekilde değiştirir. Artık gözünün önüne lotus çiçekleri ve görkemli Antik Mısır tapınakları gelmeye başlamıştır. Rüyalarında yankılanan o ses ise tek bir şey fısıldamaktadır: “Benim rahibem...“ Edith’i kendi rahibesi olarak çağıran bu gizemli tanrıça aslında kimdir?
Dikkatimi çeken tek tabanca takılan bir kız hakkında hikaye.
Yoichi Shindo, annesi bir yakuza çetesi tarafından acımasızca katledildiğinde öksüz kalır ve korkunç gerçeği öğrenir: Yabancılaştığı babası çetenin kurucusudur ve annesinin ölümü, teşkilatın (Isshinkai’nin) iki numarası Mikado’nun ihanetinin eseridir. İntikam yemini eden Yoichi, geleceğin yakuza liderlerinin eğitildiği gizli bir akademiye sızar. Düşmanlarla dolu bu dünyada, amansız güç savaşlarından sağ çıkmalı, gücünü keskinleştirmeli ve gerçek niyetini herkesten saklayarak yükselmelidir. İntikam arzusuyla körüklenen Yoichi’nin zirveye tırmanışı başlar. Yeraltı dünyasının mutlak hükümdarı mı olacak, yoksa yok etmeye çalıştığı karanlık tarafından mı yutulacak?
Hikaye, 20. yüzyılın ilk yıllarında, entrikaların, gizli planların ve Birinci Dünya Savaşı’na doğru sürüklenen bir Avrupa’nın gölgesinde başlar. Üç genç, Almanya’daki disipliniyle ünlü bir konservatuvarda bir araya gelir. Julius, önce meşhur Orpheus Penceresi’nde Isaac ile tanışır; daha sonra ise başka bir olay vesilesiyle aynı yerde Klaus ile karşılaşır. Efsaneye göre, Orpheus’un Penceresi’nde karşılaşan sevgililerin sonu mutsuzlukla bitmektedir. Ancak Julius burada iki farklı kişiyle karşılaşmıştır ve bu kişilerin Julius’un sırrından haberleri yoktur: Julius aslında erkek kılığına girmeye ve öyle davranmaya zorlanan bir kadındır. Ne var ki sır saklayan tek kişi Julius değildir. Örneğin Klaus bir Rus’tur; peki ama gerçekten bir komünist casusu mudur? Böylece kaderin girdabı dönmeye başlar.
Nanako, “Lady Kaoru”, “Saint Juste” gibi güzel öğrencilerin bulunduğu, kızlar için bir cennet olan prestijli bir kız okulu Seiran Akademisi’ne kaydolur. Her yeni öğrencinin katılmayı hayal ettiği okulun sosyal kulübü “Sorority”nin seçim komitesi çalışmaları başlar. Sorority üyeleri, aile geçmişi, eğitim, görünüş ve diğer faktörlere göre oy veren üst sınıf öğrencileri tarafından seçilir. Nanako bu dünyayla hiçbir bağlantısı olmadığını düşünürken, bir şekilde aday olarak seçilir...
Görünüşte hiçbir anlam taşımayan bir hayatın ardından bir adam yeni bir dünyada Yuri Ho olarak yeniden doğar. Yeni deneyimlerin içine dalmış ve ona daha önce hiç tatmadığı bir sevgiyle yaklaşan anne babası tarafından sarılıp sarmalanmış halde yaşama isteği hiç olmadığı kadar güçlenir. Önünde uzanan gelecek ise babasının çiftliğinde huzurlu bir yaşam sürmektir; uzak diyarlardaki savaşlarda mücadele eden savaşçıların bineği olacak kuşları yetiştirip büyütmek. Yeni yuvası olan Shiyalta Krallığı tıpkı kendisi gibi bir zamanların büyük imparatorluğunun çöküşünden sonra kurulmuş dost uluslar tarafından korunarak yüzyıllardır barış ve refah içinde yaşamaktadır. Bu kusursuz hayatı tehdit edebilecek hiçbir şey yokmuş gibi görünür. Ancak komşu bir krallıktaki savaşın etkileri Yuri’nin ailesini krizin içine sürüklediğinde o artık sadece kenardan izleyip hiçbir şey yapmadan duramaz.
Büyük bilge öldüğünde, geliştirdiği yeni büyüyü geleceğe reenkarne olmak için kullandı. Ancak yeteneksiz olduğu düşünülerek canavarlar ormanına terk edildi ve burada goblinler tarafından alınıp yetiştirildi. Onlara borcunu ödemek için evrimleşmelerine yardım etti ve onlara büyü öğretti. Canavarların büyük imparatorluğu olarak bilinen şeyi inşa edecek olan terk edilmiş çocuğun hikayesi.
Henüz 39 yaşındayken hastalıktan ölen Machio Hiraku’ya başka bir dünyaya gitme fırsatı verilir. Kendisine güç vermek isteyen Tanrı tarafından dileği sorulduğunda sağlıklı bir bedene sahip olmayı, ikinci bir dilek olarak huzur içinde yaşamayı, üçüncü bir dilek olarak yerel dili bilmeyi ve son bir dilek olarak da çiftçi olabilmeyi seçer.
Küçükken en iyi arkadaşlarımdan biri Kyouko’ydu. Her ne kadar tam bir tomboy olsa da arkadaşları tarafından sevilen, deli dolu ve öfkeli bir genç kızdı. Dürüst olmak gerekirse, eve döneli daha birkaç yıl oldu. BUrada tanıdığım tek kişi Kyouko’ydu ve o... farklı görünüyor?
Ölümün ve dinginliğin sustuğu bir yer. Esrarengiz bir adada hayatta kalma mücadelesi başlıyor.
Vlad, her zaman şövalyelere hayranlık duyan varoşların serseri bir çocuğuydu. Kara yıldırımın çarptığı bir olaydan sonra bir ses duymaya başladı. Bir gün mavi ay ışığından bir şövalye ortaya çıktı ve Vlad’ın arka sokaklardaki hayatı altüst oldu… Gece gökyüzünün en yüksek zirvelerinde parlamayan silik bir yıldız bile, eğer parlamak isterse yine de bir yıldızdır.
Haruo ’’Canavar Parmaklar’ Yaguchi, atari salonlarının usta oyuncusudur. Ne var ki ünlü ve profesyonel oyuncu kimliğinin altında sıradan bir hayat yaşayan altıncı sınıf öğrencisi vardır. Ne popüler, ne akıllı ne de zeki, üstün olduğu tek bir konu var: video oyunları! Haruo, hayatı ve akademik geleceğini düşünmek yerine oyundaki yeteneklerini geliştirmek için saatlerini çevredeki atari salonlarında harcamaktadır. Bir gün, atari salonunda sınıf arkadaşı Akira Oono ile karşılaşır. Haruo’nun aksine Akira bu tarz yerlere gelecek birisi değildir: Harika notları olan, herkesçe sevilen ve geçmişi zengin olan bir ailenin kızıdır. Yine de 29 galibiyet serisi kazanmaktan ve hatta Haruo’yu 7 kez mağlup etmekten de geri kalmaz. Akira’yı yenmeyi kafaya koyan Haruo, Street Fighter 2’de kızla bir düello yapar. Ancak oyun sırasında başvurulması hoş karşılanmayan hareketler kullanır, bu da utangaç Akira’dan yüzüne sağlam bir tokat yemesine sebep olur. Bu karşılaşma sonucu ikilinin arasında ilginç ve sert bir bağ başlar.