The Primeval Era
Başarı, şans ve koşullara dayanan sığ bir temeldir. Başarısızlık ise, toplu mezarda sonsuz bedenler gibi birikip yığılan, sarsılmaz bir güce en derin kökleri kazır. Güç hakkında tüm bunları kesin olarak biliyorum, çünkü sahip olduğum tek şey sayısız başarısızlıklardı. Sonuçta ben Vakochev’im ve Varoluş Ölçeğ’ini ben kurdum. Bu... Benim hikayem. Varoluş, benim Hikayem.“ --- Dağların hareket ettiği ve canavarların medeniyetleri yiyip, bitirdiği acımasız Taş Diyarlarında, güç tek önemli para birimidir. Damian Vakochev bir zamanlar görkemli bir gücün prensiydi, ancak bu güçten, ailesinden ve değer verdiği her şeyden mahrum bırakıldı ve parçalanmış bir temelle baş başa kaldı. Kabilelerin artıkları için savaştığı, Neolitik İmparatorlukların kendilerine karşı çıkan herkesi ezdiği, kadim canavarların hafızadan daha eski topraklarda dolaştığı ve Mana’nın Damlalar Ülkesi’nde damarlardaki kan gibi aktığı, Mana ile güçlenen Savaşçıların bütün ordulara karşı koyabildiği ve İlkel Canavarların bütün dağları yiyip, bitirebildiği bir çağda, Damian tüm bunlara bakar ve sorar... neden? Kim demiş ki işler böyle olmak zorunda? Gücün ne olduğunu kim belirledi? Neden en yüksek dağın tepesine çıkıp, kendi uygun gördüğü şekilde gücün ne olduğunu ilan edemiyordu?
3. Bölüm