- Manga
- 45 dk önce
Şimşek tanrısı ile bir insan arasındaki romantik komedi.
Şimşek tanrısı ile bir insan arasındaki romantik komedi.
Sevgililer gününde çikolata bekleyen bir çocuk hakkında kısa bir one-shot.
Araları limonu evli bir çiftin hayatı birbirlerine söyledikleri birkaç kelime ile değişecektir.
Bir gün, sıradan (?) günlük hayatını sürdürürken her şey değişir. Kendisini koruyan çekingen, gizemli bir kızla ve onu almaya gelen Ölüm Meleği ile karşılaşır . O andan itibaren dünyası altüst olur.
Lady Edith’in hayatı adeta tozlu raflar ve antik kalıntılarla çevrilidir: Büyükbabası kendini mumyalara adamış bir koleksiyoner, erkek kardeşi ise üniversitede Antik Mısır üzerine çalışan bir akademisyendir. Ancak Edith, arkeolojiden nefret etmektedir; ona göre bu iş hem çağ dışı hem de saçmalıktan ibarettir. Ta ki o güne kadar... Ölmek üzere olan bir yavru kediyi sahiplenip onu ölümün kıyısından kurtarması, Edith’in hayatını geri dönülmez bir şekilde değiştirir. Artık gözünün önüne lotus çiçekleri ve görkemli Antik Mısır tapınakları gelmeye başlamıştır. Rüyalarında yankılanan o ses ise tek bir şey fısıldamaktadır: “Benim rahibem...“ Edith’i kendi rahibesi olarak çağıran bu gizemli tanrıça aslında kimdir?
Dikkatimi çeken tek tabanca takılan bir kız hakkında hikaye.
Halüsinasyonlarım Sırasında Bir Kız Beni Takip Ediyor
O bir aile babasıydı, öldüğünde ise olabilecek en korkunç sonuçla karşılaştı: ölmedi. Ölmedi, ve unutulmuş bir geçmişin hatırası ile lanetlendi. Vücudu her an daha da çürüyordu, çok vaktinin kalmadığının farkındaydı, ve çaresizce çabalamaktan başka elinden hiçbir şey gelmiyordu. Tek yapabileceği, yeniden ölmeden önce ailesini bulmaya çabalamaktı.
Lise öğrencisi Akira Akamori, yeni okula transfer olmadan önce, bir akşam yağmurda ıslanmış sınıf arkadaşı Aoi Sotome’yi parkta yalnız başına bulur. Aoi’nin “Artık evim yok.“ şeklindeki itirafı üzerine, Akira onu evine alır. Zamanla, birlikte yaşamaya başlayan ikili, birbirlerine yakınlaşarak duygusal bir bağ kurarlar.
17 yaşında, henüz liseye gitmesine rağmen birçok olayı çözmüş genç bir dedektif olan Shinichi Kudo, kız arkadaşıyla gittiği parkta, şüpheli birilerini takip ederken siyahlar giymiş bir adam tarafından bayıltılır. Bulundukları mekân siyah giyinmiş adamın silah kullanmasına müsait olmadığı için, bağlı bulunduğu organizasyonun yeni geliştirdiği, vücutta hiç iz bırakmadan içirilen kişiyi öldüren zehirli bir hapı içirir ve Shinichi’yi olay yerinde bırakarak hızla ayrılır. Hap henüz denenmemiştir ve Shinichi’yi öldürmek yerine onu bir ilkokul çocuğu ebatlarına getirir. Kendisini bu hale getiren adamların ölmediğini öğrenip ailesine veya arkadaşlarına zarar vermemesi için adını Edogawa Conan olarak değiştiren Shinichi; arkadaşı Ran ve onun dedektif olan babası ile birlikte yaşamaya başlar.
Yoichi Shindo, annesi bir yakuza çetesi tarafından acımasızca katledildiğinde öksüz kalır ve korkunç gerçeği öğrenir: Yabancılaştığı babası çetenin kurucusudur ve annesinin ölümü, teşkilatın (Isshinkai’nin) iki numarası Mikado’nun ihanetinin eseridir. İntikam yemini eden Yoichi, geleceğin yakuza liderlerinin eğitildiği gizli bir akademiye sızar. Düşmanlarla dolu bu dünyada, amansız güç savaşlarından sağ çıkmalı, gücünü keskinleştirmeli ve gerçek niyetini herkesten saklayarak yükselmelidir. İntikam arzusuyla körüklenen Yoichi’nin zirveye tırmanışı başlar. Yeraltı dünyasının mutlak hükümdarı mı olacak, yoksa yok etmeye çalıştığı karanlık tarafından mı yutulacak?
“Bu dünyanın nasıl sonlanacağını yalnızca ben biliyorum.” Dokja, tek ilgisi en sevdiği internet romanı “Harap Olmuş Dünyada Hayatta Kalmanın Üç Yolu”nu okumak olan sıradan bir ofis çalışanıydı. Ama roman birdenbire gerçekliğe dönüştüğünde, dünyanın nasıl sona ereceğini bilen tek okuyucu da oydu. Bu farkındalığın etkisiyle Dokja; anlayışını, hikâyenin ve bildiği dünyanın seyrini değiştirmek için kullanır. Yeni hayatı, yalnız başına bitirdiği bu romanın dünyasında başlar. Bir gün, gerçek dünyadan bu roman dünyasına geçiş yapar. Bu evrende, felaketler ve tehlikelerle dolu bir yolculukla karşı karşıyadır. Elindeki tek avantaj ile yaşam mücadelesi verecektir. Sadece ben biliyorum… Bu dünyanın sonunun nasıl bittiğini. – Kim Dokja
Hikaye, 20. yüzyılın ilk yıllarında, entrikaların, gizli planların ve Birinci Dünya Savaşı’na doğru sürüklenen bir Avrupa’nın gölgesinde başlar. Üç genç, Almanya’daki disipliniyle ünlü bir konservatuvarda bir araya gelir. Julius, önce meşhur Orpheus Penceresi’nde Isaac ile tanışır; daha sonra ise başka bir olay vesilesiyle aynı yerde Klaus ile karşılaşır. Efsaneye göre, Orpheus’un Penceresi’nde karşılaşan sevgililerin sonu mutsuzlukla bitmektedir. Ancak Julius burada iki farklı kişiyle karşılaşmıştır ve bu kişilerin Julius’un sırrından haberleri yoktur: Julius aslında erkek kılığına girmeye ve öyle davranmaya zorlanan bir kadındır. Ne var ki sır saklayan tek kişi Julius değildir. Örneğin Klaus bir Rus’tur; peki ama gerçekten bir komünist casusu mudur? Böylece kaderin girdabı dönmeye başlar.
Nanako, “Lady Kaoru”, “Saint Juste” gibi güzel öğrencilerin bulunduğu, kızlar için bir cennet olan prestijli bir kız okulu Seiran Akademisi’ne kaydolur. Her yeni öğrencinin katılmayı hayal ettiği okulun sosyal kulübü “Sorority”nin seçim komitesi çalışmaları başlar. Sorority üyeleri, aile geçmişi, eğitim, görünüş ve diğer faktörlere göre oy veren üst sınıf öğrencileri tarafından seçilir. Nanako bu dünyayla hiçbir bağlantısı olmadığını düşünürken, bir şekilde aday olarak seçilir...
Uyanmış insanlar dünyalarını savunmak için ayaklanırken kıyamet kopuyor! Çiçek açan kaotik Çağ’da Mana hüküm sürüyor. Ancak en güçlü varlıkların bile Mana rezervleri sınırlıdır. Zayıf bir F Kademe Avcı, ıssız bir Şehirde en düşük kademe [Ateş Topu] becerisiyle uyanır ve anlar ki... Mana onun için bir sınırlama değildir! Mavi gökyüzünde uzanan sayısız ateş topu gördünüz mü? Aşılmaz Ejderhalara ve diğer efsanevi yaratıklara karşı sonsuz cüce yıldızlar ve kara delikler yaratıldığını gördünüz mü? Sonsuz Mana ile her şey mümkün! --- “Sen muhteşem bir yoldaki bir kırılmadan ibaretsin. O kadar da iyi gelişmemiş bir figüran. Ortaya çıkacaksın ve bazı önemsiz dalgalar yaratacaksın ve sonra aynı hızla kaybolacaksın. Sadece birkaç sayfa sonra unutulmak üzere.“- OSMONT’tan CONSTANTINE’e [Bölüm 2188] “Ben kimim?“ “Eğer şu anda ölmekte olan Figüran sensen, o zaman doğal olarak... Ben Ana Karakterim.“ OSMONT’tan CONSTANTINE’e. [Bölüm 2190] Bu hikayede ortaya çıkan kavramlar saf fantezi ve kurgudur, gerçek dünyayı yansıtmazlar. Her şey saf hayal gücüne dayanmaktadır.
Joe Yabuki Tokyo’nun varoşlarında yaşayan genç bir adamdır. Ama, bir gün bokstaki potansiyelini keşfedip onu şampiyon yapmak isteyen eski bir boksör olan Danpei Tange ile tanışır. Önemsiz suçlarından ötürü Joe ıslahevine atılır. Joe orada hapishaneden kaçmaya çalışırken Joe’yu tek bir darbede indiren umut vaad eden bir boksör olan Toru Rikiishi ile tanışır. Yavaş yavaş Joe kendi potansiyelinin farkına varır, adım adım ilerleyerek, aklında tek bir hedefle boks hayatına başlar. Hedefi ise Toru Rikiishi’yi yenmektir!!
Kız kardeşinin bir ejderha tarafından yenmesi ve tüm takviyelerini bir zindan savaşında kaybetmelerinden sonra Laios ve partisi, kız kardeşini sindirilmeden önce ejderhadan kurtarmaya çalışırlar. Tamamen her şeylerini kaybederler ve yemek olarak yaratıkların yendiği bir yere başvururlar. Daha sonra onlara zindan yemeğinin dünyasını tanıtan bir cüce ile karşılaşırlar. Lezzetli yemeklerin bulunduğu bir dünyadır, malzemeler dev yarasalardan, yürüyen mantarlardan, hatta çığlık atan mandrakelerden oluşmaktadır.
Ayılar gibi tembel, edepsizliğin küfürlerinde akıp giden, oynak ve umursamaz küçük şeytan Wei Xiao Bao tehlikelerden canlı çıkmayı başarır. Dövüş sanatlarını bilmemesine karşın Jiang hu ve imparatorluğu avucunun içinde oynatır. Hâl bu olunca attığı her adım tehlike, aştığı her aşama kucağına kızlar getirir.
Görünüşte hiçbir anlam taşımayan bir hayatın ardından bir adam yeni bir dünyada Yuri Ho olarak yeniden doğar. Yeni deneyimlerin içine dalmış ve ona daha önce hiç tatmadığı bir sevgiyle yaklaşan anne babası tarafından sarılıp sarmalanmış halde yaşama isteği hiç olmadığı kadar güçlenir. Önünde uzanan gelecek ise babasının çiftliğinde huzurlu bir yaşam sürmektir; uzak diyarlardaki savaşlarda mücadele eden savaşçıların bineği olacak kuşları yetiştirip büyütmek. Yeni yuvası olan Shiyalta Krallığı tıpkı kendisi gibi bir zamanların büyük imparatorluğunun çöküşünden sonra kurulmuş dost uluslar tarafından korunarak yüzyıllardır barış ve refah içinde yaşamaktadır. Bu kusursuz hayatı tehdit edebilecek hiçbir şey yokmuş gibi görünür. Ancak komşu bir krallıktaki savaşın etkileri Yuri’nin ailesini krizin içine sürüklediğinde o artık sadece kenardan izleyip hiçbir şey yapmadan duramaz.
Büyük bilge öldüğünde, geliştirdiği yeni büyüyü geleceğe reenkarne olmak için kullandı. Ancak yeteneksiz olduğu düşünülerek canavarlar ormanına terk edildi ve burada goblinler tarafından alınıp yetiştirildi. Onlara borcunu ödemek için evrimleşmelerine yardım etti ve onlara büyü öğretti. Canavarların büyük imparatorluğu olarak bilinen şeyi inşa edecek olan terk edilmiş çocuğun hikayesi.
Henüz 39 yaşındayken hastalıktan ölen Machio Hiraku’ya başka bir dünyaya gitme fırsatı verilir. Kendisine güç vermek isteyen Tanrı tarafından dileği sorulduğunda sağlıklı bir bedene sahip olmayı, ikinci bir dilek olarak huzur içinde yaşamayı, üçüncü bir dilek olarak yerel dili bilmeyi ve son bir dilek olarak da çiftçi olabilmeyi seçer.
Dövüş Sanatları çağı gelişirken beklenmedik bir şey oldu, korkunç Uzaylı Canavarlar Dünyayı istila etti ve İnsan Savaşçıları geri çekilmeye zorladı. Ana Karakterimiz Lu Sheng rüyasında 10.000 yıl sonrasını görmeye başladı, bu dünyada artık İnsan ırkı kalmamıştı, her yer çorak araziydi. Gördüğü rüyada Temel Vücut Eğitimi tekniğini elde etti ve şimdi eskisinden binlerce kat daha güçlü! On bin yıl sonraki Nefes Alma Yöntemleri, Beden Eğitimi Egzersizleri, Dövüş Sanatları Yazıtları… artık hepsi Lu Sheng’e ait. Doruğa ulaşan dövüş sanatları uygarlığının öğretileri artık Lu Sheng hariç kimse tarafından miras alınamayacaktır!
Yüzü olmayan soylu bir gözcü büyük bir konakta yaşar, konağı idare eden ve zamanın çoğunu hiç durmadan lekelerini temizlemekle geçiren canlı oyuncak bebekler gizemli efendileri tarafından idare ediliyor Emilyko’nun hikayesini dinleyin, yaşayan neşeli bir genç oyuncak bebek, görevlerini öğrendiği gibi bir hizmetçi olarak da Shadow-samaya yardım ediyor.
Küçükken en iyi arkadaşlarımdan biri Kyouko’ydu. Her ne kadar tam bir tomboy olsa da arkadaşları tarafından sevilen, deli dolu ve öfkeli bir genç kızdı. Dürüst olmak gerekirse, eve döneli daha birkaç yıl oldu. BUrada tanıdığım tek kişi Kyouko’ydu ve o... farklı görünüyor?
Ölümün ve dinginliğin sustuğu bir yer. Esrarengiz bir adada hayatta kalma mücadelesi başlıyor.
Yıl 2001 ve Koichi Hirose, belirli bir adamı avlamak için Napoli’ye vardı.Bu kişi bir orta okul öğrencisi olan Giorno Giovanna. Kendisi, Dio Brando ve kimliği bilinmeyen bir Japon kadının oğlu. Hikaye, Giorno’nun şehrindeki uyuşturucu istilasından kurtulmasını ve bunu yapmak için güç kazanmasını anlatıyor. Giorno, stand kullanıcıları ve yüksek rütbeli memurlar ile bağları olan suç örgütü Passione’ye katılıyor. Buccelati ile arkadaş olup mafya dünyasına ilk adımını atıyor ve tepeye çıkmak için mücadele veriyor.
Vlad, her zaman şövalyelere hayranlık duyan varoşların serseri bir çocuğuydu. Kara yıldırımın çarptığı bir olaydan sonra bir ses duymaya başladı. Bir gün mavi ay ışığından bir şövalye ortaya çıktı ve Vlad’ın arka sokaklardaki hayatı altüst oldu… Gece gökyüzünün en yüksek zirvelerinde parlamayan silik bir yıldız bile, eğer parlamak isterse yine de bir yıldızdır.
“Buz Prensesi” olarak bilinen Nagi Shinonome, başkalarının kendisine yaklaşmasına izin vermeyen, soğuk tavırlı güzel bir kızdır. Bir gün trende tacize uğradığını gören Souta Minori tüm cesaretiyle onu kurtarır ancak ertesi gün tekrar ortaya çıkarak “Yanımda kalmanı istiyorum” der. Souta, dünyada sadece bir kişi için, o da kendisi için tatlı tatlı eriyen Buz Prensesi ile arkadaş olarak devam edebilecek midir?
Bu çalışma, Genshin Impact evreninde geçen resmi olmayan bir fan mangadır. Orijinal hikâyeye ve karakterlere saygı duyularak hazırlanmıştır. Herhangi bir resmi bağlantısı bulunmamaktadır, tamamen bir hayran yapımıdır. Sadece eğlence ve paylaşım amacıyla hazırlanmıştır. Keyif almanız dileğiyle!
Başarı, şans ve koşullara dayanan sığ bir temeldir. Başarısızlık ise, toplu mezarda sonsuz bedenler gibi birikip yığılan, sarsılmaz bir güce en derin kökleri kazır. Güç hakkında tüm bunları kesin olarak biliyorum, çünkü sahip olduğum tek şey sayısız başarısızlıklardı. Sonuçta ben Vakochev’im ve Varoluş Ölçeğ’ini ben kurdum. Bu... Benim hikayem. Varoluş, benim Hikayem.“ --- Dağların hareket ettiği ve canavarların medeniyetleri yiyip, bitirdiği acımasız Taş Diyarlarında, güç tek önemli para birimidir. Damian Vakochev bir zamanlar görkemli bir gücün prensiydi, ancak bu güçten, ailesinden ve değer verdiği her şeyden mahrum bırakıldı ve parçalanmış bir temelle baş başa kaldı. Kabilelerin artıkları için savaştığı, Neolitik İmparatorlukların kendilerine karşı çıkan herkesi ezdiği, kadim canavarların hafızadan daha eski topraklarda dolaştığı ve Mana’nın Damlalar Ülkesi’nde damarlardaki kan gibi aktığı, Mana ile güçlenen Savaşçıların bütün ordulara karşı koyabildiği ve İlkel Canavarların bütün dağları yiyip, bitirebildiği bir çağda, Damian tüm bunlara bakar ve sorar... neden? Kim demiş ki işler böyle olmak zorunda? Gücün ne olduğunu kim belirledi? Neden en yüksek dağın tepesine çıkıp, kendi uygun gördüğü şekilde gücün ne olduğunu ilan edemiyordu?
Haruo ’’Canavar Parmaklar’ Yaguchi, atari salonlarının usta oyuncusudur. Ne var ki ünlü ve profesyonel oyuncu kimliğinin altında sıradan bir hayat yaşayan altıncı sınıf öğrencisi vardır. Ne popüler, ne akıllı ne de zeki, üstün olduğu tek bir konu var: video oyunları! Haruo, hayatı ve akademik geleceğini düşünmek yerine oyundaki yeteneklerini geliştirmek için saatlerini çevredeki atari salonlarında harcamaktadır. Bir gün, atari salonunda sınıf arkadaşı Akira Oono ile karşılaşır. Haruo’nun aksine Akira bu tarz yerlere gelecek birisi değildir: Harika notları olan, herkesçe sevilen ve geçmişi zengin olan bir ailenin kızıdır. Yine de 29 galibiyet serisi kazanmaktan ve hatta Haruo’yu 7 kez mağlup etmekten de geri kalmaz. Akira’yı yenmeyi kafaya koyan Haruo, Street Fighter 2’de kızla bir düello yapar. Ancak oyun sırasında başvurulması hoş karşılanmayan hareketler kullanır, bu da utangaç Akira’dan yüzüne sağlam bir tokat yemesine sebep olur. Bu karşılaşma sonucu ikilinin arasında ilginç ve sert bir bağ başlar.
Cadı Beatrice’in yardımıyla Shannon, efendisinin en büyük torunu George Ushiromiya ile filizlenen bir aşkın tadını çıkarmaktadır. Ushiromiya malikanesinin bir hizmetçisi olan Shannon, bir “eşyadan“ farksız görülse de, Beatrice ile yaptığı anlaşmadan beri kendini hiç olmadığı kadar mutlu... ve hiç olmadığı kadar insan hissetmektedir. Ağabeyi ve meslektaşı Kanon ise, kız kardeşinin bu düşük statüsünün ötesine geçmek için cadıya bel bağlamasından huzursuzdur. Ancak aşk Kanon’un da kalbinde filizlenmeye başladığında, o da konumunu terk edip cadının elini tutmak için ayartılacak mıdır?
Kötü bir büyücü; kralı öldürüp bedenini ele geçirerek, prensesi kaçırır ve onu efsanevi Ejderha Kulesi’ne götürür. Kraliyet Muhafızları onu kurtarma girişimlerinde başarısız olur ve yaralıların yerine asker alırken Yuva adında genç bir çiftçi hizmet için çağrılır. Kalkan olarak sadece bir tencere kapağı ve malzemeleri taşımak için güçlü bir sırtı olan Yuva, kuleye tırmanıp prensesi kurtarmak için tehlikeli bir göreve çıkan askerlere katılır. Ancak Ejderha Kulesi, akla hayale sığmayacak korkunçluklar barındırmaktadır...!
Hayatı boyunca hep kaybeden olan Kael hep yaşadığı Dünya’nın acımasızlığından şikayet eder ve o Dünya’dan gitmek isterdi. Ama birden yılbaşı gecesinde tuhaf bir durum yaşandı. dilediği dileği anında cevap veren bir "Sistem" ortaya çıktı! [Ding... Dileğin kabul edildi,Bu "Gerçekliğin" Efendisi sana bu dünyadan ayrılma ve başka dünyada var olmana izni veriyor...] Kael Yeni gezegeni Ocsilaus’ta hayatta kalmayı ve güçlenmeyi becerebilecek mi ve acaba onu hangi maceralar bekliyor.